|
‘’İnsanın çizgileri olmalı.
Ya duracağı
yeri bilmeli ya da birisi ona bunu halince bildirmeli.
Bildirmeli
derken;
Döverek, söverek, kırarak ve
dökerek değil, halince yani…
İnsanın bir
dur durağı olmalı, taşacağı kadehi bilmeli, köpüreceği suya dikkat etmeli.
Etmeli ve
biraz da eylemeli, fren mesafesini önceden hesap etmeli.
Yolların karlı-buzlu havada
başka, kuru-tozlu havada başka, yağmurlu havada başka olduğunu bilmeli.
Nerede nasıl
gitmesi gerektiğini anlatan usta şoförlere arada bir kulak vermeli.
Bunu mutlaka test etmesi
gerekirse daha önce yapılmış test sonuçlarını gözden geçirmeli ama bunu
denememeli…
***
İster otokontrol diyelim
adına, ister ana-baba-arkadaş-eş-dost freni…
Evet kırmızı
çizgileri olmalı insanın, hem de kendinden çizgili…
Utanmak ne eşsiz bir duygudur
oysa, İNSAN utanabilmeli!..
Ar duygusu
varsa bir parça birinde, o’na ve onun adına sevinmeli…
Arada yüzü kızarabiliyorsa bu
devirde bir gencin, onun eline eteğine belki de yüz sürmeli.
Evet kırmızı
çizgileri olmalı insanın ve arada edebinden yüzü yere inmeli.
Başını dikerek bağıra bağıra
konuşan nice eli belinde edepsizlere, belki de hiç konuşmadan duruşunun
asaleti ile cevap vermeli…
Klavyenin
başında aslan kesilen ama ayna da kendi gölgesinden korkan nicesine; aslında
hiç ilişmemeli
Hatta onun
adına utanıp, onun adına kederlenmeli
Uzun uzadıya yazmayacağım
bunu, yazılmamalı da bence.
Herkes
kendine sormalı şimdi;
“En son ne zaman yüzüm
kızardı benim”?
Ben yüzümü kızartacak, bir
şey yapmamış olsam bile….(Bedirhan Gökçe’den alıntı)’’
|
Hayatta tek derdim vareden MEVLA'yı bilmek,O'na kul olmak ve son nefeste İman şerbetini içmektir.
12 Mart 2013 Salı
Anlamak....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)