6 Şubat 2013 Çarşamba

DÜNYAYI NE HALE GETİRDİK...?

Seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.
Hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara layık olan kişi ise seni ağlatmaz.
Sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.
Gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.
Birisine yabancılaşmanın en kotu biçimi yanında oturuyor olup ona hiçbir zaman ulaşamayacağını bilmektir.
Hiç bir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! Gülümsemene kimin,
ne zaman aşık olacağını bilemezsin..
Tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir dünyasın.
Zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.
Belki de Allah uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu tanıdığında minnettar olman için istedi.
 "Bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğin daha fazla dikkat etmektir.
Birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.
Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.
"Yaşanan hiçbir şey sebepsiz yere yaratılmamıştır."


Çivisi Kaçlıktı Bu Dünyanın? “Dünya iyice çekilmez oldu” “Çivisi çıktı bu dünyanın” “Yaşanmaz oldu bu dünyada” “İğrenç bu dünya” “Nefret ediyorum bu dünyadan” Ne kadar çok söz sıralarız böyle değil mi? İçimizin nefretini kustuğumuz, ne çok söz… Peki bu kadar kötü, bu kadar iğrenç mi bu dünya… ? Bakalım; Deniz yerli yerinde, okyanus yerli yerinde eğer 
dokunmazsan balık yerli yerinde, mercan yerli yerinde, 
yetmedi dal git derinliklere renkler yerli yerinde, sanat yerli 
yerinde, uyum yerli yerinde… Çık denizden bak ormana şimdi; Ve çirkin olan bir şey göster bana Buraya bu çam ağacı olmamış de mesela, şu gürgen şurda 
olmalıydı de… Yeşilin bin bir tonunun birbirine karıştığı o ahengi bozan 
tek bir ağaç göster ya da. Bin bir çeşit hayvanın yaşadığı ortamda bir kötü koku bul ya 
da ormanın kendi uğultusu içinde, çirkin bir ses duyur bana. Hepsi ahenk içinde, burnuna gelen kokusu, kulağına gelen 
sesi, seni içine çeken havası ve renklerin harmonisi ile, şu 
şuraya olmamış de, bir şey bul bana… Hadi gidelim vahşi dediğimiz doğaya. Bu hayvan burada yaşamamalıydı de, kaplan bu sıcakta 
buraya olmamış, bu çakalların ne işi olur, bu gergedan 
şurada yaşamalıydı de… Tüketilen bir avdan, geride bir şey göster hadi; Ortada kalsın ve kokmuş olsun “leş gibi” mesela… Göze çarpan o vahşi güzellikte bir şey bul bana… Çöle inelim istersen; Bu ağaç bu sıcakta nasıl olur de, bu kum fırtınasında bu 
hayvan nasıl yol alır, günlerce aç susuz nasıl kalır de… Bu fırtına buraya olmamış, şu tepe buraya değil, şuraya 
yapılmalıydı de… Hiç uzatmayalım kaldır kafanı gökyüzüne hangi kuş 
gereksiz onu söyle, ya da çirkin, ya da kötü ya da pis. Her gece yüzlercesi tepemizde sabaha kadar uçuyor ve bizi 
uyutmuyor de… Anladın değil mi? Deniz yerli yerinde, dağlar yerli yerinde, çöller yerli yerinde, 
kuş böcek, kaplan kuzu hepsi ahenk içinde… Çirkin olan ne peki şimdi? İğrenç olan ne? Çivisi çıkan kim, kötü olan ne? Şu kadarını bil ey insanoğlu insan; Senin elinin değmediği her yer ve her şey yerli yerinde… Çöle çöp atan hayvan yok, Orman da kornaya basarak gürültü eden hayvan yok Kutuplarda, “derisi bozulmadan alınmalı bunun derisi iyi 
para” diye “canice” kafasına vura vura öldüren hayvan 
yok. Bu boğa kırmızıya deli olur, söyleyin kırmızı kuşlar bunu deli 
etsin, üstüne ağaçkakanlar da bu boğayı tepeden delik 
deşik etsin biz de köşede keyifle seyredelim diyen havyan 
yok. Dağın başında zayıfı ezen, diğerinin yuvasını bozan, gözüne 
kestirdiğine tecavüz eden ayı yok. Anne kuşları öldürerek, geride yuvaların da yavrularını ağzı 
açık bağırttıran leş kuşları yok. Denizlerde; “buranın manzarası güzel, buraya çörekleneyim 
ben” diyen köpek balıkları yok… Daha uzatmama gerek var mı? İnsan eli değmedik yerlerde bir sorun var mı? Şimdi söyle bakalım… Aldatan, çalan, öldüren, yıkan, kıran, vuran, bağıran, hak 
yiyen, hukuk tanımayan, kitaba uymayanı kitabına uyduran 
sen… Kötü olan, çivisi çıkan, iğrenç olan dünya öyle mi? Peki türküsüne yandığım “yalan dünya” fani de, 
Sen misin baki?…(Bedirhan GÖKÇE)
Selam ve saygılarımla…..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder