Dünyamızda ve
coğrafyamızda olan olayları doğru okuyabilmek için saf, berrak, tarafsız ve
vicdani bir bakışla tasavvur etmek ve anlamaya çalışmak lazımdır. Asırlardan
beri süre gelen Hak-Batıl mücadelesi olmuştur. Konumuzla alakalı olarak Dünya
içerisinde bulunan insanoğlu iki gruba ayrılır.Hak’tan
(Ruhi-adalet-doğruluk-sadakat-inanç vb.durumlar) yana olanlar ve Şeytan’dan
(taguti-putlar-nefis vb. durumlar) olmak üzeredir. Bunlardan birincisi ile yani
Hak’tan (Rabbimiz C.C) yana olup onun emir ve yasaklarını bilen , bu uğurda
hayat süren insanoğlu yaşam itibariyle hayırlı bir insan ve hayırlı bir kul
olur. Bu düstur ile yaşamaya devam eden insan hem kendine hem de insanlığa
faydalı ve yararlı olur. Cenabı Allah İnsanoğlunu Kur’an-ı Kerim’inde nasıl
yarattığını şöyle beyan buyuruyor.’’ Biz; insanı gerçekten en güzel bir biçimde yarattık.’’(Tin
Suresi.Ayet:4)
Evet bu Ayet ışığından bakacak olursak insanoğlunun fıtratı mükemmel
bir şekilde halk’olmuştur.(yaratılmıştır) Ne varki Cenabı Allah Alemleri
yaratmazdan evvel Ruhları yaratacağı zaman kendi katında Melekut Aleminde ben kendime bir halife yaratacağım diye
Meleklere buyurduğu zaman sadece İblis kibirinden ve büyüklük taslamasından
itiraz etti ve Allah’ın (C.C) lanetini alarak huzuru İlahi’den kovuldu. Burada
yeri gelmişten şunu belirtmek isterim.Kibir ve büyüklenme şeytan’ın hasleti
olup, müslümana ve insana yakışmaz. Zira şeytan gibi insanı da helaka götürür.
İnsanoğlu Cenabı Allah Zülcelal vel Kemal Hz.nin Halifesidir. Tabiki de Allahın
emirlerine uyup, yasaklarından kaçındığı ölçüdedir bu durum. Şeytanın yolunda
olmayan her insan Allah’ın kulu ve halifesidir. Köklü bir inanç ve iman ile
gönül kalesini sağlamlaştıran insan; Dünya ve Ahiret arasındaki hayatta ( Fani
ve Baki) varolacaktır. Varlığında bir aleme inanmak diğerine inanmamak
olamaz.Zira iki Alem de (Dünya ve Ahiret) hak’tır ve gerçektir. İnanç ve İman
ile hem Dünyasını hem de Ahiretini kazanmak için mücadele edecektir. Dünya;
Ahiretin tarlasıdır. Zira Ahirette Dünyanın hasat yeridir.Dünyada ne ekerse
insan onu Ahirette biçer. Kainatın Habibi kibriyası Efendimiz (S.A.V) bir
Hadisi Şerifinde şöyle buyurmuyor mu? ‘’ (Dünya ahiretin tarlasıdır) . Dünya da Ahirette biz
insanoğlu içindir.
Yazımın başında belirttiğim üzere iki sınıf
insan vardır. Birinci sınıf Hayr ve Hak yolda olup, cennete gider. İkinci sınıf
insan ise; Şeytanın yolunda olarak cehenneme gider. Allahımız tüm İnananları ve
İnsanlığı birinci kısım insanlardan eylesin. Ne hazindir ki; günümüzde (ahir
zamanda) tüm insanlık kolay ve güzel olan birinci yol dururken , şeytanın
yoluna akın akın koşmaktadırlar. Cenabı
Allah her şeyin sahibi ve her şeyin yegane yaratanıyken; O Mevlaya isyan ve
başkaldırı günümüzde revaçtadır. Bunun birinci nedeni; Dünyayı sevmek ve Öbür Aleme
inanmamaktandır. İkinci nedeni ise;
Şeytana tabi olmaktandır. Allah muhafaza eylesin hepimizi.
Bu yazımı uzatmayacağım. Örnekleri o kadar
çoğaltabilirim.Amma Arife tarif gerekmez diye söylemiş büyüklerimiz. Son günlerde etrafımızda ve ülkemizde cereyan
eden olaylar endişe verici boyutlara varmaya doğru hızla gitmektedir.
Komşularımızda olan savaşlar, bazı ülkelerdeki afetler, bazı ülkelerdeki iç
kargaşalar ve ülkemizdeki toplumsal
olaylar bunlara örnektir. Birileri tarafından organizede edilen olaylar, kimi
zaman bireysel eylemler şeklinde de görülmektedir. Bu olaylarda insanların fıtratından ne kadar
da uzaklaştığının ve inancını yitirdiğinin ispatı olsa gerek. İnsanları Dünyaya
tamah eder haline getirmek ve maddeperes haline getirmek ne kadar vahimdir. Bu
eylemler ve olayları herkes kendi bakış açısnıa göre değerlendirmektedir.
Acizane bendeniz de bir düşünür olarak fikir ve görüşlerimi beyan edebilirim.
Bu da kendi pencereden gördüğüm farklı bir durumdur. Herkes her şeye bakar, ama
herkes aynı göremez. Akıl akıldan, göz gözden farklıdır demişlerdir
büyüklerimiz. Komşularımızda olan savaşlar, bazı ülkelerde olan seçimler
velhasılı Dünya da olan olaylara kayıtsız kalmak mümkün değildir. Vurdumduymaz
ve nemelazımcı olmamız düşünülemez. İnsan isek; Yaratılan her şeye Yaratandan
ötürü sevgi ve şefkatle nazar etmemiz elzemdir. İnsani , İmani ve vicdani
hassasiyetlerin teknoloji ve Bilgi çağı ! dediğimiz şu zamanda anlamını
yetirmiş olması ne hazindir. Çıkar ve menfaatin, para ve şöhretin, riya ve
ihtirasın, güç ve zalimliğin, makam ve mevkinin, şarlatanlık ve yalakalığın
zirve yaptığı çağımızda bu ve benzeri örnekleri artırmamız mümkündür. Amma
fazla söze ne hacet. Burada örnek olarak ülkemizde yaşanan güzel örnekleri de
vermek isterim. Nankör değilim amma giderek güzel örnekler bir bir azalmakta ve
kötü örnekler artmaktadır. Bu örneklerde alacağımız dersler ve çözüm yolları
mevcuttur. Son olarak Başbakanlık önünde yapılan hareketleri tasvip etmememle
birlikte irdelememiz gereken durumlar ortadadır. Bu memlekette bu hadiseler
yaşanırken siyasiler kayıkçı kavgası vermektedir. Topluma sağduyu ve sabır ,
birlik ve beraberlik, ahlak ve erdem, iyilik ve paylaşma, nezaket ve samimiyet
telkin edeceklerine ne yazık ki; tam
anlamıyla düşmalarımıza karşı memleketimizi ve milletimizi gülünç durumuna
düşürüyorlar. Bu siyasilerin hiç birisi biribirinden daha fazla ben bu Vatanı
senden daha çok seviyorum iddiasında ve münakaşasında bulunamazlar. Zira
mücadele ve yarışları bu Ülkenin değerleri ve her rengiyle, her motifleriyle,
her mozaiğiyle velhasılı her dokusuyla
yeksan olmak zorundadır. Bu düşüncelerime katılıp katılmamakta herkes
hürdür. Bu ülke; her ferdinindir. Bu Vatan; ilanihaye Dünya var olduğu müddetçe
paylaşılamayacaktır. Bu Cennet Vatanımız yerin üstünde olan kadar , yerin
altında sıradağlar gibi yatanlarındır da. Yeri gelmişken söyleyeyim: Üstad
Necip Fazıl’ın dizelerinde söylediği gibi; ‘’Allah’ın on pulunu bekleye dursun
on kul, bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz,
kuzulara şah olsa. Yaşasın kefenimin kefili kutsi imza.’’ Dünyayı yaşanmaz hale
getirenler ne yazı ki; Şeytana tapanlar ve onun ordularıdır. Kim bir insan
hakkında kötü düşünüyorsa ( kötü ve Şeytana tabi olmuş müstesna) kendisidir kötü
veyahut içindeki kötü taraftan bakıyor demektir. Herkesten iyi olmasını
bekleyemeyiz amma kötü insan olmamak ta bir nebze insanın kendi iradesindedir. Allah iki yol göstermiş; doğru yol ve
eğri yol. Muhakkak ki olması gereken
doğru yolda sabit ve daim olmaktır. Sözlerimi mecrasından uzaklaştırmadan
toparlayacak olursam: Doğru yolun yolcuları ilk İnsan ve babamız Hz.Adem ile
başlayıp Efendimiz (S.A.V) dahil günümüze kadar ve kıyamete kadar devam
edecektir. Rabbimizden Doğru yol olan (Sırat-i Müstakim) yolda bizleri
varetmesini ve bu uğurda emanetini teslim ederek huzuruna rızasını kazanmış
olarak varabilmeyi niyaz ve temenni ediyorum. Diğer yol ise ; Şeytanın yolu
hüsran ve mahvoluştur. Ebedi Alemde mahvoluş.
Sözlerimi bitirirken İnsanlığın babasının
bir olduğunu birdaha hatırlatarak, ‘’Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü,
yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü ‘’ sözleriyle Hz.Yunus Emre , ‘’ Yürü bre
yalan dünya ,Yalan dünya değil
misin ,Hasan ile Hüseyin'i ,Alan dünya değil misin , Bak şu kışa, bak şu güze .Ciğer kebap oldu köze ,Muhammed'i bir top beze ,Saran dünya değil misin,
Pir Sultan'ım ne yatarsın ,Kurmuş çarkını dönersin,Ne konarsın. ne göçersin Kalan dünya değil misin ‘’
Pir Sultan'ım ne yatarsın ,Kurmuş çarkını dönersin,Ne konarsın. ne göçersin Kalan dünya değil misin ‘’
Diyen Pir Sultan’ın sözleriyle yazımı noktalıyorum.
Yazılarım bir çok yere ulaşamayacak biliyorum. Belki yerine ulaşmayacak amma
Hz. İbrahim (A.S) ateşine su taşıyan karınca olabilmek için mücadele ediyorum.
Ne kimsenin alkışlaması ne de kimsenin kötülemesi umurumda. Önce kendi nefsime
Söylüyorum. Bedirhan Gökçe’nin ‘’Elif olmak, Mehmed olmak isimli 30 Ağustos 2012 tarihinde yazmış olduğu şiiri
paylaşmak isitiyorum. Bizi biribirimize kenetleyen bağımızı dile getiriyor.Bendeniz
Sırat-ı müstakim yolunda bir karınca
kadar olabilmek ve bu uğurda ölebilmek derdindeyim. Tek derdim ve hayat
düsturum budur.
Yaşanabilir bir
Dünya ve yaşanabilir bir alem için;
Sevgi, saygı, muhabbet ve İnançla mutlu yarınlara…..
Selam ve Hürmetlerimle….
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder