8 Kasım 2012 Perşembe

GELİŞEN OLAYLARI DOĞRU OKUMAK.



   Dünyamızda ve coğrafyamızda olan olayları doğru okuyabilmek için saf, berrak, tarafsız ve vicdani bir bakışla tasavvur etmek ve anlamaya çalışmak lazımdır. Asırlardan beri süre gelen Hak-Batıl mücadelesi olmuştur. Konumuzla alakalı olarak Dünya içerisinde bulunan insanoğlu iki gruba ayrılır.Hak’tan (Ruhi-adalet-doğruluk-sadakat-inanç vb.durumlar) yana olanlar ve Şeytan’dan (taguti-putlar-nefis vb. durumlar) olmak üzeredir. Bunlardan birincisi ile yani Hak’tan (Rabbimiz C.C) yana olup onun emir ve yasaklarını bilen , bu uğurda hayat süren insanoğlu yaşam itibariyle hayırlı bir insan ve hayırlı bir kul olur. Bu düstur ile yaşamaya devam eden insan hem kendine hem de insanlığa faydalı ve yararlı olur. Cenabı Allah İnsanoğlunu Kur’an-ı Kerim’inde nasıl yarattığını şöyle beyan buyuruyor.’’ Biz; insanı gerçekten en güzel bir biçimde yarattık.’’(Tin Suresi.Ayet:4)
Evet bu Ayet ışığından bakacak olursak insanoğlunun fıtratı mükemmel bir şekilde halk’olmuştur.(yaratılmıştır) Ne varki Cenabı Allah Alemleri yaratmazdan evvel Ruhları yaratacağı zaman kendi katında Melekut Aleminde  ben kendime bir halife yaratacağım diye Meleklere buyurduğu zaman sadece İblis kibirinden ve büyüklük taslamasından itiraz etti ve Allah’ın (C.C) lanetini alarak huzuru İlahi’den kovuldu. Burada yeri gelmişten şunu belirtmek isterim.Kibir ve büyüklenme şeytan’ın hasleti olup, müslümana ve insana yakışmaz. Zira şeytan gibi insanı da helaka götürür. İnsanoğlu Cenabı Allah Zülcelal vel Kemal Hz.nin Halifesidir. Tabiki de Allahın emirlerine uyup, yasaklarından kaçındığı ölçüdedir bu durum. Şeytanın yolunda olmayan her insan Allah’ın kulu ve halifesidir. Köklü bir inanç ve iman ile gönül kalesini sağlamlaştıran insan; Dünya ve Ahiret arasındaki hayatta ( Fani ve Baki) varolacaktır. Varlığında bir aleme inanmak diğerine inanmamak olamaz.Zira iki Alem de (Dünya ve Ahiret) hak’tır ve gerçektir. İnanç ve İman ile hem Dünyasını hem de Ahiretini kazanmak için mücadele edecektir. Dünya; Ahiretin tarlasıdır. Zira Ahirette Dünyanın hasat yeridir.Dünyada ne ekerse insan onu Ahirette biçer. Kainatın Habibi kibriyası Efendimiz (S.A.V) bir Hadisi Şerifinde şöyle buyurmuyor mu? ‘’ (Dünya ahiretin tarlasıdır) . Dünya da Ahirette biz insanoğlu içindir.
    Yazımın başında belirttiğim üzere iki sınıf insan vardır. Birinci sınıf Hayr ve Hak yolda olup, cennete gider. İkinci sınıf insan ise; Şeytanın yolunda olarak cehenneme gider. Allahımız tüm İnananları ve İnsanlığı birinci kısım insanlardan eylesin. Ne hazindir ki; günümüzde (ahir zamanda) tüm insanlık kolay ve güzel olan birinci yol dururken , şeytanın yoluna akın akın koşmaktadırlar.  Cenabı Allah her şeyin sahibi ve her şeyin yegane yaratanıyken; O Mevlaya isyan ve başkaldırı günümüzde revaçtadır. Bunun birinci nedeni;  Dünyayı sevmek ve Öbür Aleme inanmamaktandır.  İkinci nedeni ise; Şeytana tabi olmaktandır. Allah muhafaza eylesin hepimizi.
    Bu yazımı uzatmayacağım. Örnekleri o kadar çoğaltabilirim.Amma Arife tarif gerekmez diye söylemiş büyüklerimiz.  Son günlerde etrafımızda ve ülkemizde cereyan eden olaylar endişe verici boyutlara varmaya doğru hızla gitmektedir. Komşularımızda olan savaşlar, bazı ülkelerdeki afetler, bazı ülkelerdeki iç kargaşalar ve ülkemizdeki  toplumsal olaylar bunlara örnektir. Birileri tarafından organizede edilen olaylar, kimi zaman bireysel eylemler şeklinde de görülmektedir.  Bu olaylarda insanların fıtratından ne kadar da uzaklaştığının ve inancını yitirdiğinin ispatı olsa gerek. İnsanları Dünyaya tamah eder haline getirmek ve maddeperes haline getirmek ne kadar vahimdir. Bu eylemler ve olayları herkes kendi bakış açısnıa göre değerlendirmektedir. Acizane bendeniz de bir düşünür olarak fikir ve görüşlerimi beyan edebilirim. Bu da kendi pencereden gördüğüm farklı bir durumdur. Herkes her şeye bakar, ama herkes aynı göremez. Akıl akıldan, göz gözden farklıdır demişlerdir büyüklerimiz. Komşularımızda olan savaşlar, bazı ülkelerde olan seçimler velhasılı Dünya da olan olaylara kayıtsız kalmak mümkün değildir. Vurdumduymaz ve nemelazımcı olmamız düşünülemez. İnsan isek; Yaratılan her şeye Yaratandan ötürü sevgi ve şefkatle nazar etmemiz elzemdir. İnsani , İmani ve vicdani hassasiyetlerin teknoloji ve Bilgi çağı ! dediğimiz şu zamanda anlamını yetirmiş olması ne hazindir. Çıkar ve menfaatin, para ve şöhretin, riya ve ihtirasın, güç ve zalimliğin, makam ve mevkinin, şarlatanlık ve yalakalığın zirve yaptığı çağımızda bu ve benzeri örnekleri artırmamız mümkündür. Amma fazla söze ne hacet. Burada örnek olarak ülkemizde yaşanan güzel örnekleri de vermek isterim. Nankör değilim amma giderek güzel örnekler bir bir azalmakta ve kötü örnekler artmaktadır. Bu örneklerde alacağımız dersler ve çözüm yolları mevcuttur. Son olarak Başbakanlık önünde yapılan hareketleri tasvip etmememle birlikte irdelememiz gereken durumlar ortadadır. Bu memlekette bu hadiseler yaşanırken siyasiler kayıkçı kavgası vermektedir. Topluma sağduyu ve sabır , birlik ve beraberlik, ahlak ve erdem, iyilik ve paylaşma, nezaket ve samimiyet telkin edeceklerine ne yazık ki;  tam anlamıyla düşmalarımıza karşı memleketimizi ve milletimizi gülünç durumuna düşürüyorlar. Bu siyasilerin hiç birisi biribirinden daha fazla ben bu Vatanı senden daha çok seviyorum iddiasında ve münakaşasında bulunamazlar. Zira mücadele ve yarışları bu Ülkenin değerleri ve her rengiyle, her motifleriyle, her mozaiğiyle velhasılı her dokusuyla  yeksan olmak zorundadır. Bu düşüncelerime katılıp katılmamakta herkes hürdür. Bu ülke; her ferdinindir. Bu Vatan; ilanihaye Dünya var olduğu müddetçe paylaşılamayacaktır. Bu Cennet Vatanımız yerin üstünde olan kadar , yerin altında sıradağlar gibi yatanlarındır da. Yeri gelmişken söyleyeyim: Üstad Necip Fazıl’ın dizelerinde söylediği gibi; ‘’Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul, bir kişiye tam dokuz dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa. Yaşasın kefenimin kefili kutsi imza.’’ Dünyayı yaşanmaz hale getirenler ne yazı ki; Şeytana tapanlar ve onun ordularıdır. Kim bir insan hakkında kötü düşünüyorsa ( kötü ve Şeytana tabi olmuş müstesna) kendisidir kötü veyahut içindeki kötü taraftan bakıyor demektir. Herkesten iyi olmasını bekleyemeyiz amma kötü insan olmamak ta bir nebze insanın kendi iradesindedir.  Allah iki yol göstermiş; doğru yol ve eğri  yol. Muhakkak ki olması gereken doğru yolda sabit ve daim olmaktır. Sözlerimi mecrasından uzaklaştırmadan toparlayacak olursam: Doğru yolun yolcuları ilk İnsan ve babamız Hz.Adem ile başlayıp Efendimiz (S.A.V) dahil günümüze kadar ve kıyamete kadar devam edecektir. Rabbimizden Doğru yol olan (Sırat-i Müstakim) yolda bizleri varetmesini ve bu uğurda emanetini teslim ederek huzuruna rızasını kazanmış olarak varabilmeyi niyaz ve temenni ediyorum. Diğer yol ise ; Şeytanın yolu hüsran ve mahvoluştur. Ebedi Alemde mahvoluş.
    Sözlerimi bitirirken İnsanlığın babasının bir olduğunu birdaha hatırlatarak,  ‘’Elif okuduk ötürü, Pazar eyledik götürü, yaratılanı hoş gör, yaratandan ötürü ‘’ sözleriyle Hz.Yunus Emre , ‘’ Yürü bre yalan dünya ,Yalan dünya değil misin ,Hasan ile Hüseyin'i ,Alan dünya değil misin , Bak şu kışa, bak şu güze .Ciğer kebap oldu köze ,Muhammed'i bir top beze ,Saran dünya değil misin,
Pir Sultan'ım ne yatarsın ,Kurmuş çarkını dönersin,Ne konarsın. ne göçersin Kalan dünya değil misin ‘’
Diyen Pir Sultan’ın sözleriyle yazımı noktalıyorum. Yazılarım bir çok yere ulaşamayacak biliyorum. Belki yerine ulaşmayacak amma Hz. İbrahim (A.S) ateşine su taşıyan karınca olabilmek için mücadele ediyorum. Ne kimsenin alkışlaması ne de kimsenin kötülemesi umurumda. Önce kendi nefsime Söylüyorum. Bedirhan Gökçe’nin ‘’Elif olmak, Mehmed  olmak isimli  30 Ağustos 2012 tarihinde yazmış olduğu şiiri paylaşmak isitiyorum. Bizi biribirimize kenetleyen bağımızı dile getiriyor.Bendeniz Sırat-ı müstakim  yolunda bir karınca kadar olabilmek ve bu uğurda ölebilmek derdindeyim. Tek derdim ve hayat düsturum budur.
   Yaşanabilir bir Dünya ve yaşanabilir bir alem için;
Sevgi, saygı, muhabbet ve İnançla mutlu yarınlara…..
Selam ve Hürmetlerimle….

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder