Sözlerime Rahman ve
Rahim olan ALLAH’ın adıyla başlarım.
Konu:SEVGİNİN
TÜKENDİĞİ ŞU GARİP ZAMANDA SEVGİ AĞACI...
Bu yazımı şu zamanda ve her zaman en çok ihtiyacımız olan şey olan Sevgiye ayırarak sözlerime sevgilerin kaynağı olan Rabbimizin sevgisi ve muhabbetiyle başlarım.Tevfik bizden takdir ancak O’ndandır.Sevgiyi daha iyi idrak edebilip sevgiyle yaşayabilmemiz için bir kıssayla başlıyorum.
Bir zamanlar, uçsuz
bucaksız bir kum çölünün ortasında, yemyeşil yaprakları ile dibine gölge ve
serinlik veren bir ağaç varmış. Çölün kavurucu ve acımasız sıcağı, kumları
kızdırır ama bu ağacın yeşil yapraklarını kurutamazmış. Kızgın güneş ne yaparsa
yapsın, yapraklar hep yeşil ve parlak olurmuş. Güneşin sıcağından bunalıp kaçan
tüm hayvanlar, bu ağacın gölgesinde dinlenir, esen rüzgarın tüylerini
okşayışına kendilerini kaptırıp, uyuklarmışlar kaygısızca. Ağacın dalları
arasına yuva yapmış olan kuşlar, yaprakların gölgesinde güneşten korunup, kanat
çırparak daldan dala uçuşur, şarkılar söylermişler mutluluk içinde.
Çölün ortasında, kızgın kumlarla
çevrili bu ağacın nasıl beslendiğini mi merak ediyorsunuz? Söyleyeyim: Sevgi ve
mutlulukla beslenirmiş bu ağaç. Diğer ağaçlar gibi topraktaki suyu ve besinleri
çölde bulamadığı için, sevgi ve mutluluktan sağlarmış gereksinimini. Bu ağacın
sevgiden oluşan besini, diğer tüm ağaçlardan ayrı bir özellik katarmış ona. Yaprakları
daha canlı, gölgesi daha serin, gövdesi daha güçlüymüş. Ona "Sevgi
Ağacı" derlermiş. Gölgesinde barınan hayvanların sevgisi, dallarında
ötüşen kuşların neşesi, ağacı sevindirirmiş. Bu uçsuz bucaksız çölde işe
yaradığını anlayıp, daha çok sevgi ve mutluluk yaymak için yaşarmış. Güneş
bile, o kavurucu sıcağını tüm çöle yayan, suyu buharlaştıran, toprağı kurutan
acımasız güneş bile, ona sevgi ile eğilir, ışınlarını ağacın üstüne
yansıtmamaya çalışırmış. Ağaç, dibindeki hayvanların sevgisi çoğaldıkça büyür,
büyüdükçe dallarını açar, yapraklarını kabartır, daha çok gölge yapmaya
çalışırmış. Rüzgar da onu pek severmiş. Çölde köşe bucak dolaşıp, kumları
öfkeyle bir yerden ötekine savurup duran rüzgar bile, ağacın çevresine gelince
yumuşar, gölgesinde uyuklayan hayvanları serinletmeye çalışırmış. Hafif hafif
estikçe, ağaç da yapraklarını sallar, çöl sıcağını uzaklaştırırlarmış el
birliğiyle.
Çöl ortasındaki Sevgi Ağacı,
gölgesinde yaşayan hayvanların sevgi ve mutluluğu ile beslenip büyürken,
gölgesindeki hayvanları da mutlulukla doyururmuş. Ağacın gölgesinde kedi ile
fare kucak kucağa uyurken, köpekler kedilerin tüylerini yalarmış.
Ağacın gölgesi büyüdükçe, altında
daha çok hayvan barınır olmuş. Ağacın yaprakları büyüdükçe kalp biçimini alıyor,
sevgi ile çarpıyormuş "pıt, pıt" diye.
Bir gün, tüm havyanlar Sevgi
Ağacı'nın gölgesinde mutluluk içinde yaşayıp giderken, uzaktan bir tilkinin
kumlar üzerinde sürünerek ağaca doğru geldiğini görmüşler. Hepsi birden el
etmişler tilkiye, "Çabuk yürüsün, ağacın gölgesine sığınsın" diye.
Tilki tam ağaca yaklaşacağı sırada, sıcak çöl güneşi onun tüm gücünü emivermiş.
Zavallı tilki, bitkin bir durumda kumlar üzerinde serilip kalmış boylu boyunca.
Hemen üç küçük çöl faresi, kumların arasında yuvarlana yuvarlana, ölmek üzere
olan tilkiye koşmuşlar. Kuyruğundan ve ayaklarından çekiştire çekiştire, ağacın
gölgesine taşımışlar onu bin bir güçlükle. Tilki kendinden geçmiş bir durumda,
ağacın gölgesinde hareketsiz yatarken, tüm hayvanlar sevinç çığlıkları atmışlar:
"Yaşasın tilkicik kurtuldu" diye.
Hepsi de Sevgi Ağacı'nın
gölgesinin tilkiyi iyi edeceğini, bitkin ve baygın yatan tilkinin bir süre
sonra kendine geleceğini biliyorlarmış. Sevgi Ağacı, çevresindeki hayvanların
düşündüklerini doğrularcasına, kalp biçimindeki yapraklarını eğmiş tilkinin
üzerine. Dallarını ve yapraklarını sallamış, serinletmiş sıcaktan bitkin düşen
tilkiyi. Sonra rüzgar yardıma gelmiş. En yumuşak okşayışı ile serin serin
üflemiş tüylerini. Diğer hayvanlar
sevinç gösterisini sürdürmüşler, "Ağaç daha çok beslensin, tilkiyi
kurtarsın" diye. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüşmüşler, "Yapraklara renk
gelsin, pıt pıt kalp gibi çarpsın" diye. Sevgi ve mutluluk ilacını alan
tilki, yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış. Önce soluk almış derinden.
Ciğerlerine sevgi ve mutluluğu çekmiş bir nefeste. Kanı ısınmış. Kuyruğunu
sallamış mutlulukla. Ayaklarını oynatmış yavaşça. Kendine gelip gözlerini
açınca, çevresinde oynaşan, mutluluk çığlıkları atan hayvanlara bakmış
gülümseyerek. Sevgi Ağacı onu iyileştirip, eski gücüne yeniden kavuşunca,
kendine gelmiş ve birden ayağa kalkmış. Şöyle bir gerindikten sonra silkinmiş.
Tüylerine yapışmış çöl kumlarını temizlemiş daha güzel görünmek ve rahatlamak
için. Kumlardan arındıktan, Sevgi Ağacı'nın gölgesinde mutluluğu kana kana
içip, kendine geldikten sonra, tüm hayvanlara teşekkür etmiş, yardımlarını
esirgemeyip, kendisini hayata döndürdükleri için. Ama tilki bu rahat durur mu?
Hayvanların arasında dolaştıkça sinsi sinsi, birinden aldığını diğerine, bire
bin yalan katıp, aktarmaya başlamış. Hayvancıklar eskisi gibi birbirlerini
sevgi ile okşayacaklarına, birbirlerine hırlamaya başlamışlar. Dişlerini
gösterip, bir diğerini kovalamışlar düşmanca. Onların birbirlerine kızıp
hırlamaları tilkiyi pek sevindirmiş. Sinsice gülmüş: "Yaşasın,
aralarındaki dostluğu yıktım" diye.
Dostluk ve sevgi yıkılıp,
hayvanlar birbirlerine düşünce, birlikteliklerinden doğan güçleri kalmayacak,
tilki de bir yolunu bulup, tek tek tuzağa düşürüp yiyecekmiş hayvanları.
Kurgusunu sinsice uygularken düşünememiş Sevgi Ağacı'na zarar verdiğini.
Hayvanların birbirlerine olan sevgisi ve güveni azalınca, ağaç beslenemez
olmuş. Önce yaprakları küçülmüş, mutluluk suyunu içemediği için. Sonra güneşin
yakıcı ışınlarına engel olamamış. Küçülen yaprakların arasından sızan ışınlar,
gölgesini azaltmış. Barış yok olmuş. Barışın yerini korku ve kuşku almış.
Kuşlar dallar arasında kaçışıp durmuşlar, tilkinin tuzağından kurtulmak için.
İçlerine bir korkudur girmiş. Korkan kuş ötebilir mi? Susmuşlar hepsi de. Sevgi
olmayınca güçsüz kalan ağacın dalları zayıflamış, yaprakları dökülmüş
süzülerek. Rüzgar da yardım edemez olmuş ağaca. Sıcak kumlar üflemiş gölgesine.
Tüm hayvanlar, kum
fırtınalarından korunmak için kovuklara sinmişler, birbirlerinden uzak.
Kaçışan, kovalanan hayvanlar varmış ağacın tükenmek üzere olan gölgesinde... Bu
duygusal yıkımı gören üç küçük fare bir kenara çekilip, aralarında bir plan
yapmışlar, diğer hayvanlar görmeden, kimse ne yapmak istediklerini bilmeden,
tilki duymadan. Bir gün tilki sıcakta uyuklarken miskin miskin, yanına
yaklaşmışlar sessizce. Zayıflamış gölgeden sürükleyerek, kızgın çöl kumunun
üzerine taşımışlar tilkiyi uyandırmadan. Sıcak çöl güneşi durur mu? Hemen
atılmış tilkinin üzerine. Daha önce yarım kalan işini bitirmiş. Almış tilkinin
tüm gücünü. Sıcak çöl güneşi tilkinin gücü ile doyarken, üç küçük fare,
zayıflamış gölgenin altında duran diğer hayvanlara seslenmişler. Aralarındaki
kavgaya son vermelerini, yoksa sevgi ağacının tümüyle güçsüz kalacağını, kendi
sonlarının da tilkininkinden pek farklı olmayacağını anlatmışlar dilleri
döndüğünce. Önce hayvanlar homurdanmış ve farelerin sözlerine kulak asmak
istememişler, ama her an gücü tükenen Sevgi Ağacı'nın acı dolu yakarışları ve
ağlayarak dökülen yapraklarını görünce çaresiz boyun eğmişler söylenenlere.
Birbirlerine sarılıp özür dilemişler. Eskisi gibi barış, sevgi ve mutluluk
içinde yaşamak istediklerini dile getirmişler ağlayarak. Utanç gözyaşları oluk
oluk aktıkça, birbirlerine duydukları kini temizlemiş kalplerinden. Sonra,
kıpır kıpır çarpıntılarla sevgi yeniden filizlenmiş. Çiçekler açmaya başlamış
kalplerde. Gülmüşler olanlara, kurnaz tilkinin yaptıklarını düşünüp. Kuşlar da
ötmeye başlamışlar mutluluğu müjdeleyerek. Aralarındaki sevgi yeniden yeşerince,
Sevgi Ağacı da susadığı mutluluktan içmiş kana kana. Böylece Sevgi Ağacı
yeniden canlanıp büyümeye başlamış. Hem de eskisinden daha güçlü ve daha
görkemli olmuş... Yaşamları eski günleri aratmayıp daha da iyi olunca tüm
hayvanlar bir araya gelmişler. Bir tanecik Sevgi Ağacı'nı korumak istemişler.
Onu her yere yaymak için kuşlar görevlendirilmiş. Kuşlar sevgi ağacının
tohumlarını uçurup, her gittikleri yere dikeceklermiş. Böylece, Sevgi Ağacı bir
yerde solup, yok olmaya yüz tutsa da, bir başka yerde büyümeye devam
edebilecekmiş. Sevgi Ağacı'nı olası tehlikelerden uzak tutmak ve onu daha
güvenle büyütmek için, görünmez yapmaya karar vermişler. Kuşlar, görünmeyen
Sevgi Ağacı tohumlarını, dünyanın her yerine yaymışlar. Zamanla her yerde Sevgi
Ağaç'ları büyümüş, kocaman yaprakları, upuzun dallarıyla birbirlerini
kucaklamışlar, "Tüm sevgiler ve mutluluklar birleşsin, birbirlerinin
gücüne güç katsın" diye.
Dünya üzerinde bir yerlerde, kuyruğunu sallayan köpeğe sevgi ile yaklaşıp,
onun tüylerini okşayan birisini görürseniz, bilin ki oralarda Sevgi Ağacı
vardır. Dallarını eğmiş, kalp biçimdeki yapraklarıyla sevgi pınarından
içiyordur. Sevgi Ağacı'nı, el ele gezen, birbirlerini seven, kucaklayıp öpen
insanların arasında da görebilirsiniz. Onların sevgisi ile beslenip, mutluluk
gölgesi altında onları koruyordur. Sevgi Ağacı'nı göremezseniz, hemen utanç
gözyaşları ile kalbinizdeki kini ve kötülükleri yıkayın. Kalbinizde sevgi
filizleri açılsın. İnsanları, hayvanları ve doğayı sevin. O zaman her yerde
yemyeşil Sevgi Ağaç'larını görürsünüz. Sizi yakıcı güneşten, tilkinin sinsi
kurnazlıklarından korumaya çalışır. Size sevgi ve mutluluğun gölgesini,
serinliğini sunar. Onun gölgesinde, doğal sevginin mutluluğu ile yaşarsınız
sonsuza değin.
04 Ekim
2012 Perşembe
Ahmed Zahid ÇARDAK (Mahlasım:Ali MarufERSEVER)
Cep:0532 222 06 01 Düzce/İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder