Lâle'ye Gül'e ve Adem'e Naatlar Neredesin? Ey canı tene
bahşeden, neredesin? Söz vermiştin ya hani, umut kesmedikçe
ben, sen benden umut kesmeyecektin. Çıralar yanacaktı
göğsümün otağında aşka dair. Alevler saracaktı dört yanımı ya,
sen neredesin? Başımı yasladığım şefkat ırmağın görünmez
oldu bir zaman sonra. Neredesin ey sevgilim? Yüreğimin karasına dokunan nurlu ellerini özledim! Özledim, kır
çiçeklerinle bezediğin bahçesini gönül evimin. Söyle ey en
sevgilim, neredesin? Yeminim vardı, seni bulmadıkça
ölmeyecektim. Sen sevmedikçe beni, sevgin beni eritmedikçe
dönmeyecektim ey sevgilim. Gurbetin yurduna teşne bakışlar
büyütmeyecektim gönlümün gözlerinde. Sana varan yolların kapısında nöbet bekleyecektim. Bir rehber edinecektim gören
gözleri olan seni. Sana gelenin yolunu kendime yol
edinecektim. Bir zaman ki gelip geçer, lâkin sen benden
gizlenirsin. Ey gönlümün süruru neredesin? Merhametinle nazar
ettiğin gül bakışı özledim. Sana yar dediğim güneş yüzlü
mevsimleri, sana “aşkınla yak” dediğim umut sabahını özledim ben ey sevgilim. Bir beşik sallar gibi salladım beyaz kanatlı
düşlerimi gecelerce. Güvercin kanadına iliştirilmiş yürek
mektupları yazdım gündüzün kederinde ben, ey sevgilim.
Yalnızlığım gizliydi karanlık duvarında gönül ateşimin. Ve sen
gizliydin göremediğim uzaklarında çaresizliğin. Damla damla
biriktirirken göğsüme saçtığın elem halelerini, bir buse gibi sakladım senden, yakıp yıkan ne varsa hayal değirmenimi. Sen
uzaktın sevgili. Erişilmez dağların zirvesindeydin çok önceleri.
Göklerin gizemli bakışlarında ben, bir sisli bulut olup aradım
seni. Sen aşktın, âşık olunacaktın. Yemin vermiştim, Ferhat gibi
senin uğruna dağlar devirecektim. Dikensiz güller yetiştirecek
tim sana ben ey sevgilim. Seninle yeşertecektim kurumuş bütün mevsimlerini sensizliğin. Önce Leyla olacaktım, sonra
Mecnun. Gün devşirdikçe bir başka güne çehresini, yüreğimin
Leyla’sı bilecektim seni. Gözlerim görmeyecekti senden ötede
güzelliği. Seni Mecnunun gözleriyle görecektim ben ey sevgili.
Sen, Leyla’m olacaktın benim. Sırrım olacaktın sen, sevdam
olacaktın ey sevgilim. İçimde bir zerre boşluk bırakmamacasına dönerken sana, yemin vermiştim ki senden gayrısına
meyletmeyecektim ben sevgilim. Uçsuz bucaksız gökler ardınca
sana uzattığım ellerimle, kim bilir kaç gece karanlığını
söndürdüm yüreğimin. Ellerim sana her uzandığında, kim bilir
kaç kez ölümün kuytusunda gezinen cellâdın ellerini
kelepçeledim. Solmuşluğumu taşıdım avuçlarımda huzuruna. Yalancı bakışların altında ezildiğim, kör düğüm olmuş düşünce
zehrimi bıraktım kudret denizinin sonsuzluğuna senin.
Arzumdu, berraklığında yıkamak yüreğime sinmiş ezelî karanlık
kokusunu. Arzumdu gözbebeğim, senin olmayanda olmayanı
sende bulmak. Ve Sen delicesine beklediğimdin benim.
Sevincimdi, seni sevmek içre özlemim. Sen özlediğimdin, özlemimdin ey gözbebeğim. Hissetmiştim; elimi tutmuş,
kalbime dokunmuştun sen. Bir devri yok eder gibi yok etmiştin
çirkinliğimi. Ve bir yeni takvim sunmuştun ellerime. Ahsene
varacak bir yol haritası çizmiştin bana sen ey sevgilim. Sana
yemin vermiştim, daim çizdiğin yol üstünde yürüyecektim. Sen
vardın. Sen güneşim, sen ebedî aydınlığımdın. Yoluna can bahşeden aşk ehlin vardı, seni ben onlardan soracaktım. Ve sen
ışık ışık açacaktın önümde sırrını huzur kapısının. Gökler
aşacaktım sana varan tarik üstünde. Bir sultan ile seni sende
bulacak, kendimi yokluğa bırakacaktım. Yeminim vardı, yalnız
senin için yaşayacaktım. Senin için yaşarken, senin en
kıymetline sevgini saçacaktım. Dünya karası kalmayacaktı ellerimde, yüreğimde lekesi kalmayacaktı nefs denen
hastalığımın. Yeminim vardı ki, adım adım nurlanacaktım. Her
rahmet sağanağında sana bir adım daha yaklaşacaktım. Kul
olmayı öğrenecektim, yeminim vardı. Ve adını anacaktım her
seher vakti. Hergün ve gece, ardı arkası kesilmeksizin anacaktım
seni. Sen ki seni ananlarla beraberdin, en çok seni ananlardı sevenler seni. Yeminim vardı, sevenlerin arasında alacaktım
yerimi. Sensizliğe götüren bütün yanılgılara zincir vuracaktım.
Seni sende bulacak ve sende yok olacaktım. Sen
mutluluğumdun biliyordum. Bu gurbet yurduna senin için
gelmiştim biliyordum. Hakk davet sana iken, senin teslim
yurdundu vatanım biliyordum. Yeminim vardı, davete koşacaktım. Senden geleni sana yollayacaktım. Bir emanetti
senden; senden bir emirdi ruhum biliyordum. Dönüşüne
müjdeler olsun ki, bu can bu tende iken sana varmaktı ruhun
özlemi biliyordum. Ey sevgili şimdi neredesin, neredesin en
sevgilim? Vaadim ölümüne vaattir, can tenden geçmedikçe,
gönül senden geçmeyecektir. Bilirim ki acizliğimdir ırak kalmışlığımıza sebep. Seni, sende aramanın özlemi bitmiş
değildir ey sevgilim. Lâkin vakit akşama yakın, yeminimdir ki,
ölümden önce sana varmak muradım. Ey yar! Medet kıl,
özlemin öylesine can yaksın ki, beklemeler bitsin gayrı, gün tez
vakit aydınlansın. Nerdesin ey sevgili, en sevgilim sen
neredesin? Çoktandır buruk bıraktın kirpiklerimin karasını. Gözlerimi nemli bıraktın çoktandır ey sevgilim. Hani ki bir yurt
vermiştin bana rengârenk kelebeklerle süslediğin. Yeşil
yaprakları ılık ılık titreten rüzgârını özledim senin. Sen bir gül
bakışıydın solmuş bahçemde benim. Evvelce merhametinle
suladığın düşlerimi der top edip, yine sana geldim ben ey
sevgilim. Senden seni dilemeye, senden aşk dilenmeye geldim. “Sev beni” demeye geldim sana ben ey sevgilim. En sevgilim
sev beni. Soluk ve titrek çehremin utançlarına gömülerek
geldim sana ben bir kez daha. Ey ömrümün yaşanası tek yüzü!
Söyle sen neredesin?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder