13 Aralık 2012 Perşembe

RABBİM İMDAT EYLE

Lâle'ye Gül'e ve Adem'e Naatlar Neredesin? Ey canı tene 
bahşeden, neredesin? Söz vermiştin ya hani, umut kesmedikçe 
ben, sen benden umut kesmeyecektin. Çıralar yanacaktı 
göğsümün otağında aşka dair. Alevler saracaktı dört yanımı ya, 
sen neredesin? Başımı yasladığım şefkat ırmağın görünmez 
oldu bir zaman sonra. Neredesin ey sevgilim? Yüreğimin karasına dokunan nurlu ellerini özledim! Özledim, kır 
çiçeklerinle bezediğin bahçesini gönül evimin. Söyle ey en 
sevgilim, neredesin? Yeminim vardı, seni bulmadıkça 
ölmeyecektim. Sen sevmedikçe beni, sevgin beni eritmedikçe 
dönmeyecektim ey sevgilim. Gurbetin yurduna teşne bakışlar 
büyütmeyecektim gönlümün gözlerinde. Sana varan yolların kapısında nöbet bekleyecektim. Bir rehber edinecektim gören 
gözleri olan seni. Sana gelenin yolunu kendime yol 
edinecektim. Bir zaman ki gelip geçer, lâkin sen benden 
gizlenirsin. Ey gönlümün süruru neredesin? Merhametinle nazar 
ettiğin gül bakışı özledim. Sana yar dediğim güneş yüzlü 
mevsimleri, sana “aşkınla yak” dediğim umut sabahını özledim ben ey sevgilim. Bir beşik sallar gibi salladım beyaz kanatlı 
düşlerimi gecelerce. Güvercin kanadına iliştirilmiş yürek 
mektupları yazdım gündüzün kederinde ben, ey sevgilim. 
Yalnızlığım gizliydi karanlık duvarında gönül ateşimin. Ve sen 
gizliydin göremediğim uzaklarında çaresizliğin. Damla damla 
biriktirirken göğsüme saçtığın elem halelerini, bir buse gibi sakladım senden, yakıp yıkan ne varsa hayal değirmenimi. Sen 
uzaktın sevgili. Erişilmez dağların zirvesindeydin çok önceleri. 
Göklerin gizemli bakışlarında ben, bir sisli bulut olup aradım 
seni. Sen aşktın, âşık olunacaktın. Yemin vermiştim, Ferhat gibi 
senin uğruna dağlar devirecektim. Dikensiz güller yetiştirecek 
tim sana ben ey sevgilim. Seninle yeşertecektim kurumuş bütün mevsimlerini sensizliğin. Önce Leyla olacaktım, sonra 
Mecnun. Gün devşirdikçe bir başka güne çehresini, yüreğimin 
Leyla’sı bilecektim seni. Gözlerim görmeyecekti senden ötede 
güzelliği. Seni Mecnunun gözleriyle görecektim ben ey sevgili. 
Sen, Leyla’m olacaktın benim. Sırrım olacaktın sen, sevdam 
olacaktın ey sevgilim. İçimde bir zerre boşluk bırakmamacasına dönerken sana, yemin vermiştim ki senden gayrısına 
meyletmeyecektim ben sevgilim. Uçsuz bucaksız gökler ardınca 
sana uzattığım ellerimle, kim bilir kaç gece karanlığını 
söndürdüm yüreğimin. Ellerim sana her uzandığında, kim bilir 
kaç kez ölümün kuytusunda gezinen cellâdın ellerini 
kelepçeledim. Solmuşluğumu taşıdım avuçlarımda huzuruna. Yalancı bakışların altında ezildiğim, kör düğüm olmuş düşünce 
zehrimi bıraktım kudret denizinin sonsuzluğuna senin. 
Arzumdu, berraklığında yıkamak yüreğime sinmiş ezelî karanlık 
kokusunu. Arzumdu gözbebeğim, senin olmayanda olmayanı 
sende bulmak. Ve Sen delicesine beklediğimdin benim. 
Sevincimdi, seni sevmek içre özlemim. Sen özlediğimdin, özlemimdin ey gözbebeğim. Hissetmiştim; elimi tutmuş, 
kalbime dokunmuştun sen. Bir devri yok eder gibi yok etmiştin 
çirkinliğimi. Ve bir yeni takvim sunmuştun ellerime. Ahsene 
varacak bir yol haritası çizmiştin bana sen ey sevgilim. Sana 
yemin vermiştim, daim çizdiğin yol üstünde yürüyecektim. Sen 
vardın. Sen güneşim, sen ebedî aydınlığımdın. Yoluna can bahşeden aşk ehlin vardı, seni ben onlardan soracaktım. Ve sen 
ışık ışık açacaktın önümde sırrını huzur kapısının. Gökler 
aşacaktım sana varan tarik üstünde. Bir sultan ile seni sende 
bulacak, kendimi yokluğa bırakacaktım. Yeminim vardı, yalnız 
senin için yaşayacaktım. Senin için yaşarken, senin en 
kıymetline sevgini saçacaktım. Dünya karası kalmayacaktı ellerimde, yüreğimde lekesi kalmayacaktı nefs denen 
hastalığımın. Yeminim vardı ki, adım adım nurlanacaktım. Her 
rahmet sağanağında sana bir adım daha yaklaşacaktım. Kul 
olmayı öğrenecektim, yeminim vardı. Ve adını anacaktım her 
seher vakti. Hergün ve gece, ardı arkası kesilmeksizin anacaktım 
seni. Sen ki seni ananlarla beraberdin, en çok seni ananlardı sevenler seni. Yeminim vardı, sevenlerin arasında alacaktım 
yerimi. Sensizliğe götüren bütün yanılgılara zincir vuracaktım. 
Seni sende bulacak ve sende yok olacaktım. Sen 
mutluluğumdun biliyordum. Bu gurbet yurduna senin için 
gelmiştim biliyordum. Hakk davet sana iken, senin teslim 
yurdundu vatanım biliyordum. Yeminim vardı, davete koşacaktım. Senden geleni sana yollayacaktım. Bir emanetti 
senden; senden bir emirdi ruhum biliyordum. Dönüşüne 
müjdeler olsun ki, bu can bu tende iken sana varmaktı ruhun 
özlemi biliyordum. Ey sevgili şimdi neredesin, neredesin en 
sevgilim? Vaadim ölümüne vaattir, can tenden geçmedikçe, 
gönül senden geçmeyecektir. Bilirim ki acizliğimdir ırak kalmışlığımıza sebep. Seni, sende aramanın özlemi bitmiş 
değildir ey sevgilim. Lâkin vakit akşama yakın, yeminimdir ki, 
ölümden önce sana varmak muradım. Ey yar! Medet kıl, 
özlemin öylesine can yaksın ki, beklemeler bitsin gayrı, gün tez 
vakit aydınlansın. Nerdesin ey sevgili, en sevgilim sen 
neredesin? Çoktandır buruk bıraktın kirpiklerimin karasını. Gözlerimi nemli bıraktın çoktandır ey sevgilim. Hani ki bir yurt 
vermiştin bana rengârenk kelebeklerle süslediğin. Yeşil 
yaprakları ılık ılık titreten rüzgârını özledim senin. Sen bir gül 
bakışıydın solmuş bahçemde benim. Evvelce merhametinle 
suladığın düşlerimi der top edip, yine sana geldim ben ey 
sevgilim. Senden seni dilemeye, senden aşk dilenmeye geldim. “Sev beni” demeye geldim sana ben ey sevgilim. En sevgilim 
sev beni. Soluk ve titrek çehremin utançlarına gömülerek 
geldim sana ben bir kez daha. Ey ömrümün yaşanası tek yüzü! 
Söyle sen neredesin?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder