17 Aralık 2012 Pazartesi

YAŞAMIN GAYESİ


                YAŞAMANIN GAYESİ
Sözlerime Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın adıyla başlarım.   
Bugün pek çok insan Matematiğin kanunlarını biliyor, güzel sanatlarda beceri gösterebiliyor, fakat  yaşama sanatı denilen  hayatı yöneten kanunlardan, inceliklerden ve ayrıntılardan habersizdirler.
    Mutluluğun , huzuru ve başarıyı her insan hep kendi dışında arıyor. Oysa aradığı şey kendisindedir. İnsan başkalarının mutluluğundan pay çıkarabilme erdemini şiar edindiği ölçüde kendini sevebilir ve hayatından lezzet, huzur ve tad alır. Zira insan kendini sevebildiği ölçüde kendi dışındakileri de sever ve değer verir. Bunun içindir ki; hayata yeni gözlerle bakıp, düşünce ufkumuzu hayırlı bir düşünceye,  hayırlı bir niyetle bu fani Alemi  köprü olarak kullanarak baki (ebedi)  Aleme doğru yol almaktadır. Bir kalbin kırılmasını, bir acının hafifletilebilmesini  hasılı bu alemde doğrudan,  erdemden yana Hak yolda olup, ebedi aleme hazırlık yapmaya gayret etmek lazımdır. Bu gaye idrak ve düsturun maksadı Rabbimizin rızasına mazhar olmak içindir. Tek kurtuluş yolu ancak budur.
   Bir işe gireceğin zaman hedeflerin berrak olsun.En küçük ayrıntıyı bile dikkate al! Zira başlanmamış iş bitmeyecektir demektir. Hayatta hedeflerin olmalı insanın. Hedefsiz insan hayatından hiçbir şey anlamaz. Ben iyi insan olacağım demekle sözde kalma! O sözü mutlaka fiiliyata dökerek, hayatının  her  zerresine kadar motif motif  işle.Nefes alıp verdiğin sürece bu düstura sadakatle bağlı kalarak yaşamaya çalış. Hayatta her şeyden şikayet eden acizlerden olma! Mazeret üretme hastalığına tutulan ahmaklardan da olma! Acizlik ve suçlayıcılık marazını ortadan kaldırmak için mücadele et. Arzu ettiğin ortamı aramak yerine erdemli davranarak erdemli ortamı oluşturmayı gaye edin. Erdemli ortamı gücün nisbetinde oluşturmaya çalış, gerekirse o uğurda ‘’Can’’ ver. Durduğun ve bulunduğun her yerde ve her konumda  herkesten iyiyim deme hastalığına düşme! O düşünceye dalıp kendi nefsinin esiri olan ziyankarlardan olma! Kendini her daim herkesten aşağı ve aciz görme tevazusuna nail olma yolunda nefsinle mücadele ve mücahede içerisinde  tutmaya çalış.Bilakis sen nefsini  iyi bileceğine herkesin seni iyi bilmesi ve bu uğurda herkesin seni iyi bilmesi yolunda  çabala. Meyvasız ağaç değil de meyvalı ağaç olmak için çalış. Meyvalı ağacın meyvalarından istifade edenlerin dualarıyla adının yaşayacağını unutma! Meyvasız ağacın ise sadece odundan ibaret olduğunu unutma!
    Cesaretli ol! Zira cesaret insanı aklını kullanmaya, aklını kullanması ise o insanı doğruluk ve sadakate götürür. Cesaret insanı zafere ve onurlu bir hayat sürmeye götürür. Cesaretsizlik ise; insanı zillete ve aşağılığa götürür. Cesaretli olmak; doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, merd ile namerdi ve Hak ile Batılı biribirinden ayır etme erdemini sağlar. Bu durumda insana şu üç günlük yalan dünyaya değeri  kadar değer verip ona göre yaşayıp, ebedi aleme doğru yol alır. Çalış! Çünkü hayatta boş duran değil, çalışan bu fani dünyada, ebedi aleme  (ahirete) giden yolda başarılı olur ve hayat sınavını kazanır.
   Yüce yaratıcımız Hak Teala Hazretleri her canlıya değişik meziyetler ve ihsanlar bahşetmiştir.Onları doğru yerde ve doğru zamanda kullanmak kabiliyetini ise sadece akıl nimeti ihsan ettiği (Eşref-i mahluk ) insana bahşetmiştir. Akıl nimetini hayra değil de şerre göre şekillendirenler ise akıl nimetini kendi elleriyle şerre vakfedenler (Esfela Safilin) olarak bu dünyadan Ahiret yurduna doğru giderler. Eşref-i Mahluk ile Esfela safilin insan arasındaki fark: akıl nimetini İman ile süsleyip süslememesinden anlaşılır. Akıl nimetinin bilincinde olarak yaşayan insanoğlu en güzel surette yaşar.Akıl nimetinin bilincinden  bi’haber  olarak yaşayan insan ise mahvolur. İnsan doğruluk ve İman’dan ayrılmazsa insan izzet ve şerefle donanır. Tam tersi olursa zillet ve haysiyetten kurtulamaz. İnsan ya Allah’ın dosdoğru yolu olan sırat-ı mustakimdedir yada şeytanın yolu olan batıl yoldadır. İnsan bu iki yolun birisindedir. Bir üçüncü yol mümkün değildir.Kendilerini ortada görenler maalesef söylemeye bile zorlandığım mü’nafıklık  hal üzerinedirler. Allah (C.C) Ümmeti Muhammedi bu hal üzerine olmaktan muhafaza buyursun inşallah. İnsanoğlu nefs ve şeytana uyduğu  zaman  azgınlaşır ve canavarlaşır.  İnsanı insan yapan hasletlerden biride Allaha kul olmaktan geçer.İnsan nefse değil ru’ha uymak durumundadır.Ru’hun derinliklerinden gelen sesi dinleyen insan kul olur ve Allaha itaat eder. Nefsin heva ve heveslerine kulak veren insan ise mahvu perişan olur. Sahip olduğun kabiliyetlerle ve yeteneklerle yetinme.Daima kendini yenileyerek geliştir.Çünkü Kainatın Habibi Kibriyası Efendimiz (SAV) bir hadisi şerifinde beyan buyurduğu ‘’İki günü bir olan ziyandadır’’  sözüyle kendimize yol göstermektedir.Kendimizi her dem yeni bir meziyete ve haslete doğru alıştıracağız ve çalıştıracağız. Gittiğimiz yol daima dosdoğru  Allahın Sırat-ı mustakim yolu olmalıdır. Şeytanın yolu olan batıl yolda olma! Kendinle yarış. Zira kendini daha iyiye doğru açmazsan iyi olarakta kalamazsın. Hayatta her zaman iyi ve sadakatli olmaya çalış.En azından böyle olamıyorsan bile böyle olanlarla beraber olmaya çalış. Tek kalsan da doğruluktan ve doğru yoldan şaşma ve yılma. Unutma! Sen kendini iyiliğe vermezsen, iyi sahipsiz kalır. Sen iyiliğin bir eri, yoldaşı ve gönüldaşı ol! Çareyi dışarıda değil kendi içinde ara.Çarenin  doğruluk ve sadakat olduğunu unutma!
    Eski cahiliye zamanlarındaki hatalarını ve günahlarını unutma! Hata ve günahlarını unutma ancak o hata ve günahlarına her daim tevbekar  ol! Bu şekilde ancak hatalarının yükünden kurtulabilirsin. Her zamanda hata ve günahlarını hatırlayıp tekrar o hatalarına düşme yanlışınada düşmeyesin.  Hatalarını kabul et ve onlardan dersler almaya çalış. Bir daha hata ve günahlarına dönmemek üzere onlarla vedalaş. Hatalar insanı hayata hazırlayan ve olgunlaştıran bir öğretmendir.  İnandığın davan ve ideallerin uğruna yaşa. Bu uğurda bütün riskleri göze alarak cesur ol ve mücadeleyi bırakma! Bu mücadelede yenilsen bile doğru davan uğruna yenilmek bile bir zaferdir. Yapabilirimlerini , inşallah yapacağımlarınla değiştir.
    Fani dünya misafirhanesinde iyi bir iz bırakmak istiyorsan gaye eksenli yaşa ve kendini davana ada. Unutma! kendi varlığını davasına adayan ve feda eden insanlar yaşar. İradesi karşısında hiçbir güç duramaz. Bu fani dünya sona erdiği zaman ebedi alemde kazananlardan olur.
     ‘’ Boşuna değil herkese burun bükmeler, ahkam kesmeler, uzmanından iyi depremi, sanatçıdan ala sanatı, siyasetçiden daha siyaseti bilmeler…
Ne kadar boş beleş insan var ortada her şeyi bilen, her şeye yeten…
Ayakkabı numarası IQ’sundan büyük ne çok insan var!
 Kelime hazinesi tükenip verecek cevap bulamayınca küfür hazinesine başvuran…
Söze gelince herkes her şeyi biliyor ama yapılan sokak röportajlarında 11 yaş düzeyi sorulara verilen cevaplar ortada…
Dolu insan mümkün mü, gün boyu internet de bu kadar hayat sürsün veya (bağışlayın) sürünsün?
Mümkün mü bu kadar sayfalarda, abuk sabuk haberlere sanki muhatabı onu duyuyormuş gibi yazılar döşensin alemi üstüne güldürsün, ona buna çamur atarak tatmin olsun bunu da kendine kar bilsin ömür sürsün…
 Bilin ki; Hayat’ta hiçbir şey olmamış olamamış insanların, ego yağlama, esip gürleme yeridir buralar.’’ (Bedirhan Gökçe’den alıntıdır.)
   Hayatta her daim ışığı aramalı insan.Işığın peşine düşmeli ki ancak insanın aydınlığı ve yolunu bulması ışık ile mümkün olur.Bu ışığın kaynağıda Rabbinden bahşedilen akıl nimetiyle bulunabilir. O ışık ki aklı üstün veyahut kıt kılan… O ışığı ara ki, sana kandil olsun… O ışık ki seni doğru yola iletsin. ‘’Ya bir yol bul, ya bir yol aç, yada  yoldan çekil’’ diyen Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil bunu anlatmak istemiştir eminim. Hayat yolculuğunun ahiret yurduna açılan bir kapı öncesi olduğunu hatırından çıkarma. Gayelerini ve hedeflerini ona göre seç. Çünkü doğru yolu seçmezsen yanlış yolda olursun yanlış yolda insanı felakete sürükler….
    Sözlerimi ışığından istifade etmeye gayret ettiğim: Üstad Mehmed Akif Ersoy’un ‘’İnsana sadakat yaraşır görsede ikrah, doğruların yardımcısıdır Hazreti ALLAH’’ diyerek nokta koymak istiyorum.Diğer yazımda Allah nasib ederse görüşmek ve buluşmak üzere.Hatalar ve yanlışlar acizane bendeniz günahkara aittir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder