YAŞAMANIN GAYESİ
Sözlerime Rahman ve
Rahim olan ALLAH’ın adıyla başlarım.
Bugün pek çok insan
Matematiğin kanunlarını biliyor, güzel sanatlarda beceri gösterebiliyor,
fakat yaşama sanatı denilen hayatı yöneten kanunlardan, inceliklerden ve
ayrıntılardan habersizdirler.
Mutluluğun , huzuru ve başarıyı her insan
hep kendi dışında arıyor. Oysa aradığı şey kendisindedir. İnsan başkalarının
mutluluğundan pay çıkarabilme erdemini şiar edindiği ölçüde kendini sevebilir
ve hayatından lezzet, huzur ve tad alır. Zira insan kendini sevebildiği ölçüde
kendi dışındakileri de sever ve değer verir. Bunun içindir ki; hayata yeni
gözlerle bakıp, düşünce ufkumuzu hayırlı bir düşünceye, hayırlı bir niyetle bu fani Alemi köprü olarak kullanarak baki (ebedi) Aleme doğru yol almaktadır. Bir kalbin
kırılmasını, bir acının hafifletilebilmesini
hasılı bu alemde doğrudan,
erdemden yana Hak yolda olup, ebedi aleme hazırlık yapmaya gayret etmek
lazımdır. Bu gaye idrak ve düsturun maksadı Rabbimizin rızasına mazhar olmak
içindir. Tek kurtuluş yolu ancak budur.
Bir işe gireceğin zaman hedeflerin berrak
olsun.En küçük ayrıntıyı bile dikkate al! Zira başlanmamış iş bitmeyecektir
demektir. Hayatta hedeflerin olmalı insanın. Hedefsiz insan hayatından hiçbir
şey anlamaz. Ben iyi insan olacağım demekle sözde kalma! O sözü mutlaka
fiiliyata dökerek, hayatının her zerresine kadar motif motif işle.Nefes alıp verdiğin sürece bu düstura
sadakatle bağlı kalarak yaşamaya çalış. Hayatta her şeyden şikayet eden
acizlerden olma! Mazeret üretme hastalığına tutulan ahmaklardan da olma!
Acizlik ve suçlayıcılık marazını ortadan kaldırmak için mücadele et. Arzu
ettiğin ortamı aramak yerine erdemli davranarak erdemli ortamı oluşturmayı gaye
edin. Erdemli ortamı gücün nisbetinde oluşturmaya çalış, gerekirse o uğurda
‘’Can’’ ver. Durduğun ve bulunduğun her yerde ve her konumda herkesten iyiyim deme hastalığına düşme! O
düşünceye dalıp kendi nefsinin esiri olan ziyankarlardan olma! Kendini her daim
herkesten aşağı ve aciz görme tevazusuna nail olma yolunda nefsinle mücadele ve
mücahede içerisinde tutmaya çalış.Bilakis
sen nefsini iyi bileceğine herkesin seni
iyi bilmesi ve bu uğurda herkesin seni iyi bilmesi yolunda çabala. Meyvasız ağaç değil de meyvalı ağaç
olmak için çalış. Meyvalı ağacın meyvalarından istifade edenlerin dualarıyla
adının yaşayacağını unutma! Meyvasız ağacın ise sadece odundan ibaret olduğunu
unutma!
Cesaretli ol! Zira cesaret insanı aklını kullanmaya,
aklını kullanması ise o insanı doğruluk ve sadakate götürür. Cesaret insanı
zafere ve onurlu bir hayat sürmeye götürür. Cesaretsizlik ise; insanı zillete
ve aşağılığa götürür. Cesaretli olmak; doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, merd
ile namerdi ve Hak ile Batılı biribirinden ayır etme erdemini sağlar. Bu
durumda insana şu üç günlük yalan dünyaya değeri kadar değer verip ona göre yaşayıp, ebedi
aleme doğru yol alır. Çalış! Çünkü hayatta boş duran değil, çalışan bu fani
dünyada, ebedi aleme (ahirete) giden
yolda başarılı olur ve hayat sınavını kazanır.
Yüce yaratıcımız Hak Teala Hazretleri her
canlıya değişik meziyetler ve ihsanlar bahşetmiştir.Onları doğru yerde ve doğru
zamanda kullanmak kabiliyetini ise sadece akıl nimeti ihsan ettiği (Eşref-i
mahluk ) insana bahşetmiştir. Akıl nimetini hayra değil de şerre göre
şekillendirenler ise akıl nimetini kendi elleriyle şerre vakfedenler (Esfela
Safilin) olarak bu dünyadan Ahiret yurduna doğru giderler. Eşref-i Mahluk ile
Esfela safilin insan arasındaki fark: akıl nimetini İman ile süsleyip
süslememesinden anlaşılır. Akıl nimetinin bilincinde olarak yaşayan insanoğlu en
güzel surette yaşar.Akıl nimetinin bilincinden
bi’haber olarak yaşayan insan ise
mahvolur. İnsan doğruluk ve İman’dan ayrılmazsa insan izzet ve şerefle donanır.
Tam tersi olursa zillet ve haysiyetten kurtulamaz. İnsan ya Allah’ın dosdoğru
yolu olan sırat-ı mustakimdedir yada şeytanın yolu olan batıl yoldadır. İnsan
bu iki yolun birisindedir. Bir üçüncü yol mümkün değildir.Kendilerini ortada
görenler maalesef söylemeye bile zorlandığım mü’nafıklık hal üzerinedirler. Allah (C.C) Ümmeti
Muhammedi bu hal üzerine olmaktan muhafaza buyursun inşallah. İnsanoğlu nefs ve
şeytana uyduğu zaman azgınlaşır ve canavarlaşır. İnsanı insan yapan hasletlerden biride Allaha
kul olmaktan geçer.İnsan nefse değil ru’ha uymak durumundadır.Ru’hun
derinliklerinden gelen sesi dinleyen insan kul olur ve Allaha itaat eder.
Nefsin heva ve heveslerine kulak veren insan ise mahvu perişan olur. Sahip
olduğun kabiliyetlerle ve yeteneklerle yetinme.Daima kendini yenileyerek
geliştir.Çünkü Kainatın Habibi Kibriyası Efendimiz (SAV) bir hadisi şerifinde
beyan buyurduğu ‘’İki günü bir olan ziyandadır’’ sözüyle kendimize yol göstermektedir.Kendimizi
her dem yeni bir meziyete ve haslete doğru alıştıracağız ve çalıştıracağız.
Gittiğimiz yol daima dosdoğru Allahın
Sırat-ı mustakim yolu olmalıdır. Şeytanın yolu olan batıl yolda olma! Kendinle
yarış. Zira kendini daha iyiye doğru açmazsan iyi olarakta kalamazsın. Hayatta
her zaman iyi ve sadakatli olmaya çalış.En azından böyle olamıyorsan bile böyle
olanlarla beraber olmaya çalış. Tek kalsan da doğruluktan ve doğru yoldan şaşma
ve yılma. Unutma! Sen kendini iyiliğe vermezsen, iyi sahipsiz kalır. Sen
iyiliğin bir eri, yoldaşı ve gönüldaşı ol! Çareyi dışarıda değil kendi içinde
ara.Çarenin doğruluk ve sadakat olduğunu
unutma!
Eski cahiliye zamanlarındaki hatalarını ve
günahlarını unutma! Hata ve günahlarını unutma ancak o hata ve günahlarına her
daim tevbekar ol! Bu şekilde ancak
hatalarının yükünden kurtulabilirsin. Her zamanda hata ve günahlarını
hatırlayıp tekrar o hatalarına düşme yanlışınada düşmeyesin. Hatalarını kabul et ve onlardan dersler almaya
çalış. Bir daha hata ve günahlarına dönmemek üzere onlarla vedalaş. Hatalar
insanı hayata hazırlayan ve olgunlaştıran bir öğretmendir. İnandığın davan ve ideallerin uğruna yaşa. Bu
uğurda bütün riskleri göze alarak cesur ol ve mücadeleyi bırakma! Bu mücadelede
yenilsen bile doğru davan uğruna yenilmek bile bir zaferdir. Yapabilirimlerini
, inşallah yapacağımlarınla değiştir.
Fani dünya misafirhanesinde iyi bir iz
bırakmak istiyorsan gaye eksenli yaşa ve kendini davana ada. Unutma! kendi
varlığını davasına adayan ve feda eden insanlar yaşar. İradesi karşısında
hiçbir güç duramaz. Bu fani dünya sona erdiği zaman ebedi alemde kazananlardan
olur.
‘’
Boşuna
değil herkese burun bükmeler, ahkam kesmeler, uzmanından iyi depremi,
sanatçıdan ala sanatı, siyasetçiden daha siyaseti bilmeler…
Ne kadar boş beleş insan var ortada her şeyi bilen,
her şeye yeten…
Ayakkabı numarası IQ’sundan büyük ne çok insan var!
Kelime hazinesi
tükenip verecek cevap bulamayınca küfür hazinesine başvuran…
Söze gelince herkes her
şeyi biliyor ama yapılan sokak röportajlarında 11 yaş düzeyi sorulara verilen
cevaplar ortada…
Dolu insan mümkün mü,
gün boyu internet de bu kadar hayat sürsün veya (bağışlayın) sürünsün?
Mümkün mü bu kadar
sayfalarda, abuk sabuk haberlere sanki muhatabı onu duyuyormuş gibi yazılar
döşensin alemi üstüne güldürsün, ona buna çamur atarak tatmin olsun bunu da
kendine kar bilsin ömür sürsün…
Bilin ki; Hayat’ta hiçbir şey olmamış
olamamış insanların, ego yağlama, esip gürleme yeridir buralar.’’ (Bedirhan
Gökçe’den alıntıdır.)
Hayatta her
daim ışığı aramalı insan.Işığın peşine düşmeli ki ancak insanın aydınlığı ve
yolunu bulması ışık ile mümkün olur.Bu ışığın kaynağıda Rabbinden bahşedilen
akıl nimetiyle bulunabilir. O ışık ki aklı üstün veyahut kıt kılan… O ışığı ara
ki, sana kandil olsun… O ışık ki seni doğru yola iletsin. ‘’Ya bir yol bul, ya
bir yol aç, yada yoldan çekil’’ diyen
Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil bunu anlatmak istemiştir eminim. Hayat
yolculuğunun ahiret yurduna açılan bir kapı öncesi olduğunu hatırından çıkarma.
Gayelerini ve hedeflerini ona göre seç. Çünkü doğru yolu seçmezsen yanlış yolda
olursun yanlış yolda insanı felakete sürükler….
Sözlerimi ışığından
istifade etmeye gayret ettiğim: Üstad Mehmed Akif Ersoy’un ‘’İnsana sadakat
yaraşır görsede ikrah, doğruların yardımcısıdır Hazreti ALLAH’’ diyerek nokta
koymak istiyorum.Diğer yazımda Allah nasib ederse görüşmek ve buluşmak
üzere.Hatalar ve yanlışlar acizane bendeniz günahkara aittir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder